TÜRK CEZA KANUNU MADDE GEREKÇELERİ TÜRK CEZA KANUNU icon

TÜRK CEZA KANUNU MADDE GEREKÇELERİ TÜRK CEZA KANUNU

Reklamlari:



Indir 1.01 Mb.
TitleTÜRK CEZA KANUNU MADDE GEREKÇELERİ TÜRK CEZA KANUNU
Page3/17
Date conversion19.11.2012
Size1.01 Mb.
TypeDocuments
Source
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   17
^

BEŞİNCİ BÖLÜM

Suçların İçtimaı


 

MADDE 42.– Maddede biri diğerinin unsurunu veya ağırlaştırıcı ne­denini oluşturması nedeniyle tek fiil sayılan ve doktrinde bileşik suç (mü­rekkep suç) olarak adlandırılan fiilin tanımı yapılmakta ve bu tür suçlarda, suçu oluşturan araç suçtan dolayı ayrıca ceza verilmeyeceği, dolayısıyla cezaların içtimaı hükümlerinin uygulanmayacağı açıkça belirtilerek bu ko­nuda meydana gelen bir kısım yanlış uygulamaların bundan böyle gideril­mesi amacı güdülmektedir. Esasen bu husus Yargıtay’ın son kararıyla da belirlenmiştir. Ancak, içtihadın her zaman değişmesi olanaklı bulunduğun­dan durumun bu maddeyle açıklığa kavuşturulması gerekli görülmüştür.

^ MADDE 43.– “Müteselsil suç” yerine zincirleme suç kavramı benim­senmiştir. Zincirleme suç hâlinde aynı suçun birden fazla işlenmiş olması söz konusudur. Ancak, bu suçlar, aynı suç işleme kararı kapsamında işlen­mektedirler, yani, bu suçlar arasında sübjektif bir bağ bulunmaktadır. Bu nedenle, kişiye bu suçların her birinden dolayı ayrı ayrı değil, bir ceza ve­rilmekte ve fakat cezanın miktarı artırılmaktadır. Ancak, bu durumda ceza­nın artırım oranları Tasarıya göre yükseltilmiştir.

Bir suçun aynı suç işleme kararı kapsamında olsa da değişik kişilere karşı birden fazla işlenmesi hâlinde, zincirleme suç hükümleri uygulanamaz. Buna göre, örneğin, bir otoparkta bulunan otomobillerin camları kırılarak radyo teyplerin çalınması durumunda, her bir kişiye ait otomobildeki hırsız­lık, bağımsız bir suç olma özelliğini korur ve olayda cezaların içtimaı hü­kümleri uygulanır.

Maddenin ikinci fıkrasında, bir fiille birden fazla kişiye karşı işlenen suçlardan dolayı sorumlulukla ilgili bir içtima hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümle, uygulamamızda karşılaşılan tereddütlerin önüne geçilmek amaç­lanmıştır. Örneğin bir sözle birden fazla kişiye sövülmüş olması durumunda, her bir mağdur bakımından ayrı sövme suçları değil, bir sövme suçu oluşur. Ancak, bu durumda suçun cezası birinci fıkrada belirtilen oranlarda artırılır.

Maddenin üçüncü fıkrasında, zincirleme suç hükümlerinin uygulana­mayacağı suçlar belirtilmiştir.

^ MADDE 44.– Madde metninde, farklı neviden fikri içtima düzenlen­miştir.

Kişi, işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşumuna neden olabilir; ancak non bis in idem kuralı gereğince bu fiilden dolayı ancak bir defa cezalandırılabilir. Gerçekleştirdiği fiilin birden fazla farklı suçun olu­şumuna neden olması durumunda, failin bu suçlardan en ağır cezayı gerekti­ren suç nedeniyle cezalandırılması yoluna gidilmelidir. Böylece, bir fiilden dolayı kişinin birden fazla cezalandırılmasının önüne geçilmek amaçlanmış­tır.

Bir suçun temel ve nitelikli şekillerinin dışındaki suçlar, fikri içtima uygulamasında farklı suç olarak kabul edilmelidir.

Gerek doktrinde gerek uygulamamızda, hedefte sapma durumunda da fikri içtima hükmünün uygulanması gerektiği konusundaki görüş hâkimdir. Bu nedenle, kanuni düzenlemede hedefte sapmanın şahısta yanılma ile bir­likte değerlendirilmesinden vazgeçilmiştir. Örneğin bir kişiyi yaralamak için fırlatılan sopa, mağduru yaraladıktan sonra veya mağdura isabet etmeden vitrin camına çarparak kırılmasına neden olabilir. Bu durumda, sopa fırlatma fiiliyle hem tamamlanmış veya teşebbüs aşamasında kalmış kasten yaralama suçu hem de başkasının malına zarar verme suçu işlenmiş olmaktadır. Aynı şekilde, bir kişiyi öldürmek için ateşlenen silâhtan çıkan kurşun, mağdura isabet etmeden duvara çarpması nedeniyle sekerek bir başkasının ölümüne veya yaralanmasına neden olabilir. Bu durumda, hedeflenen kişi açısından kasten öldürme suçu teşebbüs aşamasında kalmıştır; ancak, sekme sonu­cunda ölümüne veya yaralanmasına neden olunan kişi açısından ise, taksirle öldürme veya taksirle yaralama suçu işlenmiş olmaktadır. Bu gibi durum­larda kişi işlediği bir fiille birden fazla farklı suçun oluşumuna neden ol­maktadır ve bu suçlardan en ağır cezayı gerektireni ile cezalandırılmasıyla yetinilmelidir.

 

ÜÇÜNCÜ KISIM

Yaptırımlar

 
^

BİRİNCİ BÖLÜM


Cezalar

 

MADDE 45.– Kabahatlerin ceza kanunundan çıkarılmasının kabul edilmesi, Tasarıda benimsenen yaptırım sistem ve türlerinin değişmesini sonuçlamıştır. Suç karşılığı olarak uygulanabilecek yaptırımlar, ceza ve gü­venlik tedbirleri olarak belirlenmiştir. Ceza olarak ise sadece hapis ve adli para cezası uygulanacaktır. Böylece cezalar bakımından sade, basit ve uy­gulanması kolay bir sistem oluşturulmuştur.

Bir suç karşılığında kanunda ceza olarak sadece hapis cezası öngörü­lebileceği gibi, hapis cezası adli para cezası ile seçenek olarak veya bu ce­zaların her ikisi birlikte de öngörülebilir.

Bu düzenlemeyle, “asli ceza” ve “fer’i ceza” ayırımı kaldırılmıştır.

^ MADDE 46.– Tasarıdaki hapis cezasıyla ilgili ayırım korunmuştur. Ancak, dil ve ifade bütünlüğünü sağlayabilmek için, madde metni yeniden formüle edilmiştir. Kabahatlerin Tasarıdan çıkarılması nedeniyle “hafif ha­pis cezası”na metinde yer verilmemiştir.

^ MADDE 47.– Hukuk sistemimizde ölüm cezası kaldırılmıştır. Bunun yerine, sıkı güvenlik rejimine göre çektirilecek ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası kabul edilmiştir.

Sıkı güvenlik rejiminin içeriğinin neler olacağı cezaların infazına iliş­kin kanun ve tüzükte gösterilecektir.

Bir cezanın ne suretle infaz edileceğinin ilgili kanun ve tüzükte dü­zenlenmesi gerektiği düşüncesiyle, Tasarının bu hükme karşılık gelen 60 ıncı maddesindeki bu cezanın infazına ilişkin hükümler metinden çıkarıl­mıştır.

^ MADDE 48.– Maddeyle, müebbet hapis cezası ayrı bir ceza olarak getirilmekte ve tanımlanmaktadır.

Hapis cezasının bir infaz rejimi olan koşullu salıvermenin ilgili kanun ve tüzükte düzenlenmesi gerektiği düşüncesiyle, Tasarının bu hükme karşı­lık gelen 61 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki koşullu salıvermeye ilişkin hü­küm metinden çıkarılmıştır.

^ MADDE 49.– Madde metninde süreli hapis cezasının alt ve üst sınır­ları belirtilmiştir. Ancak, bir suç tanımına ilişkin kanuni düzenlemede bunun aksi kabul edilebilecektir. Buna göre, üst sınır kural olarak yirmi yıl olmakla birlikte, bir suç tanımına ilişkin kanuni düzenlemede bu sınırın üzerine çıkı­labilmektedir. Diğer yandan, maddede hapis cezasının, kanunda ayrıca belli edilmeyen durumlarda alt sınırının bir ay olarak kabulü uygun görülmüştür.

Tasarının bu maddeye tekabül eden 62 nci maddesi hükmüne eklenen ikinci fıkrada, kısa süreli hapis cezası tanımı yapılmıştır. Ancak, kısa süreli hapis cezasının süresinin üst sınırı, iki yıldan bir yıla indirilmiştir.

^ MADDE 50.– Belli bir süreyle hapis cezasına mahkûm olmak, ceza­nın uyarı fonksiyonunu ve kişinin etkin pişmanlık duymasını sağlayabilir. Kişi, gördüğü eğitim, yaşadığı sosyal çevre, psişik ve ahlakî eğilimleri itiba­rıyla tesadüfi suçlu özelliği taşıyabilir. Bu kişilerin mahkûm oldukları ceza­nın infaz kurumunda çektirilmesi toplum barışı açısından bir zorunluluk göstermeyebilir. Ayrıca, kısa süreli hapis cezalarının infaz kurumunda çekti­rilmesinin doğurduğu sakıncalar nedeniyle, kısa süreli hapis cezasına mah­kûm olan kişinin infaz kurumuna girmesini önleyecek seçenek yaptırımlara hükmedilmesi gerekebilir.

Hakkında seçenek yaptırımlardan birine hükmedilen kişinin bu yaptı­rımın gereklerine uygun hareket etmesi durumunda, bu ceza infaz edilmeye­cek ve kişi açısından bu cezaya mahkûmiyete bağlı hukukî sonuçlar doğma­yacaktır.

Ancak, Tasarının 64 üncü maddesinde benimsenen seçenek yaptırım­lar esas itibarıyla korunmakla birlikte, bunlara yeni bazı seçenekler eklenmiş ve bunun yanında söz konusu yaptırımların etkin biçimde uygulanmasına yö­nelik ilave düzenlemelerde bulunulmuştur. Nitekim, kamunun uğradığı zara­rın giderilmesi, özellikle bir meslek veya sanat edinmeyi sağlamak ama­cıyla, barınma imkanı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etme gibi yeni seçe­nek yaptırımlara yer verilmiştir.

Getirilen diğer bir yenilikle; ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alın­ması ile belli bir meslek ve sanatı yapmaktan yasaklama seçenek yaptırımla­rına başvurulabilmesi, bunların sağladığı hak ve yetkilerin kötüye kullanıl­ması veya gerektirdiği dikkat, özen yükümlülüğüne aykırı davranılması ko­şuluna bağlanmıştır. Böylece, ancak suçun ehliyet ve ruhsatla ya da meslek ve sanatın icrasıyla bağlantılı olması hâlinde, ehliyet ve ruhsatların geri alınması ya da meslek ve sanatın yasaklanması yaptırımına hükmedilebile­cektir.

Kısa süreli hapis cezasına mahkûm olan kişinin cezası, hâkim tarafın­dan uygun görülmesi ve kendisinin de rızasının bulunması hâlinde kamuya yararlı bir işte çalıştırma tedbirine çevrilecektir. Hükümlünün çalışacağı kurumda kadrolu olması ve bir ücret alması da söz konusu değildir. Kısa süreli hapis cezasını gerektiren bir suçu işlemiş olan ve eğitim derecesi elve­rişli bulunan bir kişinin örneğin okuma yazma öğreten bir kursta öğretici olarak görev yapmasına karar verilmesi, bu seçenek yaptırıma örnek olarak gösterilebilir. Doğal olarak, bu tedbirin uygulanma usulü ayrı bir tüzük veya yönetmelikte belirlenecektir.

İkinci fıkrada, bir kanun maddesinde hapis cezası ile adli para ceza­sından birinin hâkimin takdirine göre seçimlik ceza olarak uygulanabileceği belirtilmiş ve hâkim, takdirini kullanarak hapis cezasına hükmetmiş ise artık bu cezayı, maddenin birinci fıkrasını uygulamak suretiyle, adli para cezasına çeviremeyeceği açıklanmıştır.

Maddenin üçüncü fıkrasında, kısa süreli hapis cezasının adli para ce­zası veya diğer seçenek tedbirlerden birine çevrilmesi açısından mahkeme­nin takdir yetkisinin olmadığı hâller belirlenmiştir. Bu hâllerde, mahkeme kısa süreli hapis cezasını adli para cezasına veya diğer seçenek tedbirlerden birine çevirecektir. Bunun için kişinin daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması ve hükmolunan hapis cezasının otuz günden fazla olma­ması gerekir. Keza, daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli ha­pis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.

Dördüncü fıkrada, taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezası uzun süreli olsa da fail hakkında birinci fıkranın (a) bendinin uygulanabile­ceği belirtilmiştir. Ancak bu hükmün “bilinçli taksir” hâlinde uygulanama­yacağı açıklanmıştır.

Maddenin beşinci fıkrasında, hapis cezasının adli para cezasına veya tedbire çevrilmesindeki esas amaç göz önünde tutularak, asıl mahkûmiyetin artık çevrilen adli para cezası veya tedbir olduğu belirtilmiş, böylece, gerek cezanın ertelenmesi gerek tekerrür açılarından hürriyeti bağlayıcı cezanın yerine verilmiş olan para cezasına veya tedbire itibar olunması sağlanmıştır.

Altıncı fıkrada, kısa süreli hapis cezası yerine hükmolunan adli para cezasının veya tedbirin gereklerinin yerine getirilmemesinin hukukî sonuç­ları düzenlenmiştir. Buna göre, hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet sav­cılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek yaptırımın ge­reklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edil­memesi hâlinde, hükmü veren mahkeme kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verir ve bu karar derhâl infaz edilir. Bu durumda, uygulamada kısa süreli hapis cezası esas alınacaktır.

Yedinci fıkrada ise, hükmolunan tedbire riayet etmek olanaksızlığının meydana çıkması hâlinde mahkemeye, bunun yerine başka bir tedbire karar vermek yetkisinin tanınması uygun görülmüştür.

^ MADDE 51.– Madde metninde ertelemenin hukukî niteliği ve uygu­lama koşullarına ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir. Bu düzenlemede, erteleme, bir koşullu af olmaktan çıkarılıp, ceza infaz kurumu hâline geti­rilmiş ve erteleme sadece hapis cezası bakımından öngörülmüştür.

Ertelemede denetim süresi içerisinde hükümlü bakımından söz konusu olabilecek yükümlülükler açısından da bazı yenilikler getirilmiştir. Örneğin erteleme sadece mağdurun değil, kamunun uğradığı zararın da tamamen tazmini koşuluna bağlanabilir hâle getirilmiştir.

Ayrıca, cezanın ertelenmesi hâlinde denetimli serbesti tedbirinin daha etkin bir şekilde uygulanabilmesini sağlamak için Tasarıdaki madde met­ninde bazı değişiklikler yapılmıştır. Örneğin denetimli serbesti süresi içinde bir meslek veya sanat sahibi olmayan hükümlünün, bu amaçla bir eğitim programına devam etmesine; bir meslek veya sanat sahibi hükümlünün, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına; ya da, onsekiz yaşından küçük olan hükümlülerin, özellikle bir meslek veya sanat edinme­lerini sağlamak amacıyla, barınma imkanı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etmesine karar verilebilir.

Getirilen diğer bir yenilik de, denetim süresi içinde hükümlüyle ilgili olarak uzman bir kişinin görevlendirilmesidir. Hükümlüye rehberlik edecek bu uzman kişi, kötü alışkanlıklardan kurtulmasını ve sorumluluk bilinciyle iyi bir hayat sürmesini temin hususunda hükümlüye öğütte bulunur; eğitim gördüğü kurum yetkilileri veya nezdinde çalıştığı kişilerle görüşerek, istişa­relerde bulunur; hükümlünün davranışları, sosyal uyumu ve sorumluluk bi­lincindeki gelişme hakkında üçer aylık sürelerle rapor düzenleyerek hâ­kime verir.

^ MADDE 52.– Hâlen yürürlükte olan ve Hükûmet Tasarında da muha­faza edilen, para cezası sistemi, cezadan beklenen amaçları gerçekleştir­mekten uzak kalmaktadır. Özellikle enflasyon nedeniyle Türk parasının de­ğerinin düşmesi karşısında, para cezalarını artırmak için sık sık yapılan ka­nun değişikleri de, uygulamada çeşitli sorunlara yol açmaktadır. Bu sorunla­rın giderilmesi için para cezasının miktarının belirlenmesinde “memur maaş katsayısı” veya “yeniden değerleme oranı” gibi ölçütlerin dikkate alınması ise, ceza hukuku ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.

Diğer yandan, suç işleyen kişinin ekonomik durumu dikkate alınma­dan hükmolunan para cezası, eşitlik ilkesine aykırı sonuçlar doğurmaktadır. Ödeme gücü olan kişi üzerinde etkisi olmayan, ödeme gücü olmayanı ise sonuçta yine infaz kurumuna gönderilmesini sonuçlayan bu sistemden vaz­geçilerek; gün para cezası olarak adlandırılan ve günümüzde Almanya, Avusturya, Polonya, İsveç, Finlandiya, Danimarka ve hatta, Fransa gibi bir çok ülkede uygulanan sisteme geçilmiştir.

Gün para cezası sisteminin temel amacı, para cezasının kişinin ödeme gücüne göre belirlenmesi yoluyla, suç işleyen zengin ile fakir arasındaki eşitsizliği gidermektir. Bunun yanında sistem, uygulaması basit, etkili, say­dam ve para cezasından güdülen amaçları yerine getirebilecek özelliktedir.

Söz konusu yaptırım adli para cezası olarak ifade edilmiştir. Bu su­retle söz konusu yaptırımın, idari nitelikteki “para cezası”ndan farklılığına işaret edilmek istenmiştir.

Adli para cezası ilke olarak hapis cezası ile birlikte değil bu cezaya alternatif olarak uygulanacaktır. Buna karşılık ekonomik kazanç elde etme amacının güdüldüğü belli suçlarda, kanunda ayrıca gösterilmesi koşuluyla hapis ve adli para cezasına birlikte hükmedilebilecektir.

Adli para cezasına hükmederken hâkim önce, suç karşılığı olarak ka­nundaki sınırlar arasında gün birimi sayısını saptayacaktır. Toplam gün bi­rimi sayısı belirlenirken hâkim cezanın bireyselleştirilmesindeki ölçüleri esas alarak bir sonuca varacaktır. Örneğin yüz gün birimi gibi. İkinci aşa­mada ise kişinin, ekonomik ve diğer şahsî hâlleri göz önünde tutularak bir gün biriminin parasal miktarı tayin edilecektir. Bu miktarı hâkim, kişinin malvarlığını, bir günde kazandığı veya kazanması gereken gelirini dikkate alarak takdir edecektir. Örneğin elli Türk Lirası gibi. Daha sonra toplam gün birimi sayısı ile bir gün biriminin parasal miktarı çarpılarak, adli para ceza­sının miktarı tespit edilecektir. Örnekte yüz (gün) ile elli (Türk Lirası) çar­pıldığında adli para cezasının miktarı beş bin Türk Lirası olarak bulunmak­tadır.

Hâkim gerektiğinde bu miktarın taksitle ödenmesine karar verebilecek ve bunu taksit sayısı ile birlikte kararında ifade edecektir. Taksitle ödemeye hükmedildiğinde, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi hâlinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği kararda ayrıca belirtilecektir.

 
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   17

Reklamlari:

Similar:

TÜRK CEZA KANUNU MADDE GEREKÇELERİ TÜRK CEZA KANUNU icon5237 SAYILI TÜRK CEZA KANUNU Madde 8

TÜRK CEZA KANUNU MADDE GEREKÇELERİ TÜRK CEZA KANUNU iconTÜRK CEZA KANUNU

TÜRK CEZA KANUNU MADDE GEREKÇELERİ TÜRK CEZA KANUNU iconTÜRK CEZA KANUNU (1)

TÜRK CEZA KANUNU MADDE GEREKÇELERİ TÜRK CEZA KANUNU iconTÜRK CEZA KANUNU Kanun No. 5237

TÜRK CEZA KANUNU MADDE GEREKÇELERİ TÜRK CEZA KANUNU iconTÜRK CEZA KANUNU (1) Kanun Numarası : 5237

TÜRK CEZA KANUNU MADDE GEREKÇELERİ TÜRK CEZA KANUNU iconTÜRK CEZA KANUNU’NDA Çocukların cinsel istismarı

TÜRK CEZA KANUNU MADDE GEREKÇELERİ TÜRK CEZA KANUNU icon5237 sayılı (Yeni) Türk Ceza Kanunu İkinci Kitap

TÜRK CEZA KANUNU MADDE GEREKÇELERİ TÜRK CEZA KANUNU iconTÜRK CEZA KANUNU Kanun Numarası: 5237 Kabul Tarihi

TÜRK CEZA KANUNU MADDE GEREKÇELERİ TÜRK CEZA KANUNU iconTÜRK CEZA KANUNU Kanun Numarası: 5237 Kabul Tarihi

TÜRK CEZA KANUNU MADDE GEREKÇELERİ TÜRK CEZA KANUNU iconTÜRK CEZA KANUNU Kanun Numarası: 5237 Kabul Tarihi

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Documents


The database is protected by copyright ©trgdoc.com 2000-2013

mesaj göndermek
Documents