Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler ile Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmaz mallar Türkiye yüzölçümünün yaklaşık icon

Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler ile Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmaz mallar Türkiye yüzölçümünün yaklaşık

Reklamlari:



Indir 4.39 Mb.
TitleDevletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler ile Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmaz mallar Türkiye yüzölçümünün yaklaşık
Page10/81
Date conversion28.11.2012
Size4.39 Mb.
TypeDocuments
Source
1   ...   6   7   8   9   10   11   12   13   ...   81
^
(2) Taşınmaz Yükü


Medeni Kanunun 839. maddesinde taşınmaz yükü; bir taşınmaz malikinin mülkü dolayısıyla o taşınmaz karşılık olmak üzere diğer bir kimse lehine bir şey yapmaya veya vermeye mecbur tutulması olarak tanımlanmıştır. Bu tanımdan da anlaşılacağı gibi, taşınmaz maliki diğer irtifak haklarından farklı olarak bir şey yapmak ya da bir şey vermek borcu altına girmektedir. Taşınmaz mükellefiyetinin konusu olan taşınmaz bu borcun teminatı olmaktadır.


Örnek: Taşınmazında bağ bulunan malikin, bir şarap fabrikasına her yıl belli miktarda üzüm teslim etme borcuna karşılık şarap fabrikası maliki lehine kendi taşınmazı üzerinde bir taşınmaz yükü tesis edebilir.

Yapmama (kaçınma) şeklindeki borçlar taşınmaz yükünün konusuna girmezler.

Taşınmazın el değiştirmesi taşınmaz yükünü etkilemez. Bu durumda yeni malik, kanundan dolayı mükellefiyetin borçlusu haline gelir (MK. md. 849).


Taşınmaz yükünün kazanılması ve tescili alsine bir hüküm yoksa taşınmaz mülkiyetiyle ilgili kurallara tabi tutulmuştur (MK. md. 840/3). Bunun için tapuda resmi yazılı şekilde sözleşmenin yapılması ve tapuya tescil zorunludur (MK. md. 840/1). Ancak, taşınmaz mülkiyetinin telcilsiz kazanılmasıyla ilgili haller (MK. md. 705) Medeni Kanunun 840. maddesindeki yollama nedeniyle taşınmaz yükü için de geçerlidir. Ayrıca, eski düzenlemeden farklı olarak taşınmaz yükünün değerinin yabancı para ile belirlenmiş bir miktar üzerinden de gösterilebilme olanağı sağlanmıştır.


Taşınmaz yükünde alacaklının hakları ve taşınmaz malikinin sorumluluğu taşınmazın değeri ile sınırlıdır. Buna göre malikin kişisel sorumluluğu yoktur. Yükümlülük ifa edilmediği takdirde lehine mükellefiyet tesis edilen sınırlı ayni hak sahibi kişi, taşınmazı sattırarak alacağını temin eder (MK. md. 848).

Taşınmaz mükellefiyeti ile temin edilen alacak, taşınmaz rehninde olduğu gibi zamanaşımına uğramaz (MK. md. 847).
^
(3) Rehin Hakları


Bir borç ilişkisinde alacaklı, alacağının daha güvenceli hale getirmek için teminat isteyebilir. Borçlunun alacaklıya verebileceği iki tür teminat söz konusu olabilir. Bunlar şahsi teminat ve ayni teminattır.


Şahsi teminatta borç ödenmediği takdirde, alacaklı, borçlu yanında sorumlu tutabileceği bir başka kişi elde etmektedir. Borç ödenmeyince alacaklı, borcun ifasını bu kişiden talep edebilir. Kefalet şahsi teminatın en yaygın şekli olup Borçlar Kanununda düzenlenmiştir (BK. md. 496 vd.).


Ayni teminatta borç ödenmediği takdirde alacaklı, borçlu yanında bir başka borçluya değil, paraya çevirebileceği bir eşyaya (ayına) sahiptir.


Örnek: Rehin bir ayni teminattır. Borç ödenmediği takdirde alacaklı sadece rehin konusu malı paraya çevirtip alacağını tahsil edebilir.

Kefalette kefil sorumlu olduğu miktar için bütün malvarlığıyla sorumlu olduğu halde, rehinde, rehin veren kişi sadece rehin verdiği mal ile sorumludur.


Teminat alacağa bağlı yani fer’i nitelikte haklar temin eder. Asıl borç mevcut ve geçerli ise teminatta mevcuttur ve borcun ödenmesini garanti eder.

Rehin, borçlunun borcuna karşı gösterilen bir ayni teminat olup borç ödenmediği takdirde, alacaklıya rehin konusunu paraya çevirterek alacağını tahsil edebilme yetkisini veren alacağa bağlı fer’i nitelite sınırlı bir ayni haktır.


Rehin hakları rehnin konusuna göre taşınır (menkul) renni ve taşınmaz rehni olarak ikiye ayrılmaktadır. Haklar üzerinde kurulan rehin, taşınır rehinleri arasında sayılmaktadır.

(i) Taşınmaz Rehni


(ia)Taşınmaz Rehninin Konusu


Taşınmaz rehni Medeni Kanuna göre taşınmaz mal sayılan arazi, bağımsız ve sürekli haklar ya da Medeni Kanun ile Kat Mülkiyeti Kanununa göre bir binanın kullanılmaya elverişli bağımsız bölümleri üzerinde kurulabilir.


Taşınmazın borçluya ait olması şart değildir (MK. md. 881/II). Paylı mülkiyette her bir paydaş kendisine ait payı rehin gösterebilir (MK. md. 857/I). Pay üzerinde rehin kurulduktan sonra paydaşlar malın tamamını rehnedemezler (MK. 857/2). Böylece, bu şekildeki bir rehnin paraya çevrilmesinde karşılaşılacak zorluklar önlenmek istenmiştir. Elbirliği mülkiyette pay söz konusu olmadığından payın rehni düşünülemez. Ancak, elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazın tamamı bütün maliklerin oybirliğiyle rehnedilebilir.


ib) Taşınmaz Rehniyle İlgili Genel İlkeler


Medeni Kanun bütün taşınmaz rehinlerinde geçerli olan bazı genel ilkeler belirlemiştir (MK. md. 850-888). Bu ilkelere aşağıda yer verilmiştir.


^ Belirlilik İlkesi

Taşınmaz rehninin geçerli bir şekilde kurulabilmesi için hem alacağın hem de bu alacak için rehnedilen taşınmazın belirli olması zorunludur (MK. md. 851 ve 853). Alacak henüz mevcut değil veya miktarı belli değilse rehin sözleşmesinde azami bir miktar tespit edilmek suretiyle taşınmaz bu miktar üzerinden rehnedilebilir. İpotek şeklindeki taşınmaz rehinlerinde söz konusu olan bu tür rehinlere azami had (meblağ) ipoteği adı verilmektedir. Bu durumda taşınmaz, alacağı fer’ileri de dahil olmak üzere sadece bu miktarla sınırlı olarak karşılar.


Taşınmaz rehninde rehin ile kısıtlanan taşınmazın açıkça tayin ve tespit edilmesi, bu durumun taşınmazın kayıtlı olduğu tapu kütüğünde belirtilmesi gerekir.


^ Açıklık İlkesi

Tapu sicillerinin açıklık ilkesi taşınmaz rehni için de geçerlidir. Buna göre hiç kimse tapuya tescil edilmiş bir taşınmaz rehnini bilmediğini iddia edemez, bu bilgisizliğinde iyiniyetli olduğunu ileri süremez.


Sabit Derece İlkesi

Aynı taşınmaz üzerinde birden fazla rehin hakkı kurulabilir. Bu durumda rehin haklarından hangisinin önceliğe sahip olduğu sorunu ortaya çıkar. Medeni Kanun aynı taşınmaz üzerinde birden fazla rehnin kurulması halinde sabit derece sistemini kabul etmiştir.


Kanunun 872. maddesi,” Sonraki sıralarda kurulmuş bir rehin hakkından önce gelen bir rehin mevcut değilse veya borçlu önceki bir rehin senedi üzerinde tasarruf etmemişse ya da önceki sırada bulunan rehinli alacak, o derece için tescilde belirtilen miktardan az ise; taşınmazın paraya çevrilmesinde satış bedeli, boş derece hesaba katılmaksızın sonraki alacaklılara sıralarına göre dağıtılır.” şeklindedir.


Maddeyle rehnin paraya çevrilmesinde ön sırada yer alan bir rehin derecesinin boş olması halinde nasıl bir işlem yapılması gerektiği düzenlenmiştir.


Buna göre ön sıradaki bir rehin derecesi boş tutulmuş veya sonradan boşaldığı halde malik bu dereceye yeniden rehin tesis ettirmemiş ise veya ön sıradaki rehinlerin değeri, o derecenin farazi değerlerinden daha az ise, bu boş derece veya dereceler veya derece içi boşluklar dikkate alınmaksızın satış parası arka sıradaki rehinli alacaklılar arasında yine bunların birbirine öncelik derecesi dikkate alınarak paylaştırılacaktır. Bunun anlamı, arka sıradaki rehinlerin bu boş derece veya derecelere kendiliğinden ilerlemesi olup, taşınmaz rehnindeki sabit derece ilkesine bir istisna oluşturmasıdır.


Örneğin; birinci derecenin farazi değeri 200 milyon, ikinci derecenin 150 milyon, üçüncü derecenin 50 milyon ve birinci derece tamamen boş, ikinci derecedeki rehinli alacak miktarı sadece 125 milyon liradan ibaret kalmış ve taşımazın satış bedeli 150 milyon lira ise, boş birinci derece dikkate alınmayacağından, bu satış parasının 125 milyonu ikinci derecedeki rehinli alacaklının, 25 milyonu da üçüncü derecedeki rehinli alacaklının olacaktır. Eğer bu olayda malik birinci derece içine 200 milyon liralık rehin tesis ettirmiş olsa idi ikinci ve üçüncü derecedeki rehinli alacaklılar satış parasından hiçbir pay alamayacaklardı.


Maddenin bu hükmü emredici niteliktedir. Bu sebeple arka sıradaki rehinli alacaklıların, ön sıradaki bu boş derecenin karşılığı olan satış parasından istifade etmeyecekleri, boş kalan derecenin farazi karşılıklarının taşınmaz malikine ait olacağı yolunda taahhütleri hüküm ifade etmeyecektir. Doğaldırki taşınmaz maliki, alt sıradaki bir rehinli alacaklıya bir önceki madde hükmüne göre boşalan dereceye ilerleme hakkı tanımış ise, ön sıradaki bu boş derecelerden yararlanma hakkı sadece bu alacaklıya ait olur ve diğer rehinli alacaklılar bu boş dereceden yararlanmazlar. Bu itibarla, arka sıralardaki rehinli alacaklıların, ön sıradaki boş derecelerden rehnin paraya çevrilmesi esnasında yararlanılabilmesi, diğer rehinli alacaklılara taşınmaz maliki tarafından tanınan boşalan dereceye ilerleme hakkı ile sınırlıdır.


^ Resmi Yazılı Şekil İlkesi

Taşınmaz üzerinde ayni hakların kurulmasına ilişkin tüm hukuksal işlemler kural olarak resmi yazılı geçerlilik koşuluna bağlıdır (MK. md. 856/II). Taşınmaz rehni de sınırlı bir ayni hak kurulmasına yol açar. Bu nedenle bu hakkın kurulmasına ilişkin olarak yapılan hukuksal işlemlerin de tapu sicil memur ve muhafızları önünde resmi yazılı şekilde yapılması gerekir.


^ Tescil İlkesi

Tapu siciline hakim olan tescil ilkesi taşınmaz rehninin kurulmasında da geçerlidir. Taşınmaz rehni kural olarak tapuya tescil ile kazanılır. Ancak, taşınmaz rehninin tescilsiz olarak kanundan dolayı kazanıldığı haller de vardır (MK. md. 856/I/2. cümle). Bu gibi hallerde tapuya sonradan yapılan tescil kurucu değil, bildirici nitelik taşır.


^ Teminat İlkesi

Taşınmaz mal rehni bir ayni teminat türüdür. Borç ödenmediği takdirde alacaklının taşınmaza malik olacağına ilişkin anlaşmalar geçerli değildir. Ancak, borç ödenmediği takdirde alacaklının, borçlunun rızasıyla rehin konusu alacağına mahsuben taşınmazı devir almasına yasal bir engel yoktur.


Taşınmaz rehni taşınmazı kendisiyle birlikte mütemmim cüzlerini (bütünleyici parça) ve teferruatını (eklenti) da kapsar (İcra İf. K. md. 148 vd.).


ic) Taşınmaz Mal Rehninin Türleri

Medeni Kanun taşınmaz mal rehninin üç türünü öngörmüştür (MK. md. 850). Bunların sayıları sınırlı olup bu üç taşınmaz rehni dışında bir yenisinin kurulması mümkün değildir.


ica)İpotekli Borç Senedi

Burada Türk Ticaret Kanunun öngördüğü kıymetli evrak gibi elden elde dolaşması mümkün olan bir senet söz konusudur. Taşınmaz teminat gösterilmek suretiyle maliki tarafından bir borç senedi düzenlemekte ve bu senet karşılığında borç alınmaktadır. Borç ödenmediği takdirde alcaklı taşınmazı paraya çevirerek alacağını tahsil edebilmektedir. Ancak, taşınmazı alacağı karşılayamadığı takdirde borçlunun borçtan dolayı kişisel sorumluluğu devam etmektedir.


İpotekli borç senedi piyasaya çıkarılmadan önce üçüncü kişilerin zarara uğramalarını önlemek üzere taşınmaz malın değerinin tapu memuru tarafından resen tayin ve takdir edilmesi kabul edilmiştir (MK. md. 899). Takdir edilen bu değerin üzerinde ipotekli borç senedi çıkartılamaz. Değerinin yanlış takdir edilmesinden dolayı Devletin sorumluluğu söz konusudur (MK. md. 905).


icb) İrat Senedi

İrat senedi, ipotekli borç senedinden farklı olarak taşınmazın sadece senetteki alacak miktarıyla sınırlı olarak sorumlu olduğu bir kıymetli evraktır. O halde burada taşınmaz maliki rehin olarak gösterilen taşınmazın karşılamadığı borçtan dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamayacaktır (MK. md. 903). İrat senedi de elden ele dolaşabilen bir kıymetli evraktır.


icc) İpotek

İpotek, borcun ödenmemesi halinde alacaklının paraya çevirmek suretiyle alacağını tahsil etme hakkına sahip olduğu, taşınmaz üzerinde kurulan ve alacaklı ile ipotek veren kişi arasındaki bir rehin sözleşmesine dayanan ya da kanundan doğan asıl borç ilişkisinin fer’i nitelikteki sınırlı bir ayni haktır.


icd) İpoteğin Kurulması

Sözleşmeye dayanan ipoteğin kurulması iki aşamada gerçekleşir. Birinci aşama taraflar arasındaki rehin sözleşmesinin kurulmasıdır. Sözleşme taşınmaz üzerinde ayni bir hakkın kurulmasına ilişkin olup resmi yazılı geçerlilik koşuluna tabidir (MK. md. 856/II). İkinci aşama tapu siciline tescil aşamasıdır. Alacaklı lehine rehin şeklindeki ayni hak tescil ile doğar. Tescilin geçerliliği ve hüküm ifade etmesi için rehin sözleşmesinin geçerli bir şekilde doğmuş olması gerekir. Tescil işlemi sonunda alacaklıya bir ipotek belgesi verilir. Ancak, bu belge ipotekli borç senedi ve irat senedinden farklı olarak kıymetli evrak niteliği taşımaz.


İpoteğin kanundan doğduğu hallerde taraflar arasında önceden yapılmış olan bir rehin sözleşmesi mevcut değildir. Kanundan doğan ipotek hallerinden bir kısmında tapuya tescil zorunlu olduğu halde bir kısmında ipotek tescilsiz olarak kazanılmaktadır. Medeni Kanunun 893. maddesine dayanan kanuni ipotek halleri tapuya tescille kazanılır. Buna karşılık Medeni Kanununun 865/III, 867 ve 876. maddelerindeki hükümlere tabi olan kanuni ipotek halleri tescile tabi değildir.


4706 sayılı Kanunun 5. maddesinde; “Hazineye ait taşınmaz malların satış bedeli; ihalenin yapıldığı yıl bütçe kanununda belirtilen tutarın üzerinde ise, taksitle de ödenebilir. Taksitle ödeme halinde, satış bedelinin en az dörtte biri peşin, kalanı en fazla iki yılda ve on iki eşit taksitte, kanuni faizi ile birlikte ödenir. Bu durumda, kalan ve takside bağlanan satış bedeli ve kanuni faizlerini karşılayacak miktarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu alınır veya 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 807 nci maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca, satışı yapılan taşınmaz mal üzerine Hazine lehine birinci derece ve birinci sırada ipotek tesis edilir...” hükmü de yer almaktadır.

ice) İpoteğin Hüküm ve Sonuçları

Bir alacağın ipotekle teminat altına alınmasının en önemli sonuçlarından biri alacağın zamanaşımına uğramamasıdır (MK. md. 864).


İpotek hakkı alacaklıya sadece borç ödenmediği takdirde taşınmazı paraya çevirtmek suretiyle alacağını tahsil etme hakkını temin eder. Taşınmazın paraya çevrilmesinde İcra İflas Kanununun rehnin paraya çevrilmesi suretiyle takibe ilişkin özel hükümleri uygulanacaktır. Paraya çevirme sonucu para artarsa artan miktar ipotek veren kişiye verilecektir.


İpotek hakkı alacaklıya taşınmazı kullanma ve semerelerinden yararlanma hakkı temin etmez. Henüz ayrılmamış olan tabi semereler taşınmazın mütemmim cüzü olup taşınmazla birlikte paraya çevrilirler.


İpotek veren kişi taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkını korur. Taşınmazın el değiştirmesi ipotekte bir değişiklik yaratmaz. Taşınmazı devir alan kişi onu ipotekle yüklü olarak alır. İpotekli taşınmazın yeni maliki borcu kabul edebilir. Bu durum alacaklıya haber verilecektir. Alacaklı bu bildirime rağmen bir yıl içinde hakkını eski borçlusuna karşı korumaya devam ettiğini yazılı olarak bildirmezse borçlu borcundan kurtulur. Borçlar Kanununun 173. maddesinden farklı olarak alıcaklının susması kabul anlamında kullanılmıştır (MK. md. 888).


İpotek asıl borca bağlı fer’i bir haktır. Asıl borç sona erdiğinde ipotek de son bulur. Bu nedenle asıl borç ifa, zamanaşımı, yenileme, imkansızlık gibi nedenle son bulucaktır. Borç sona erince ipotek veren kişi tapudan ipoteğin terkin edilmesini isteyemez. Bu terkin işleminin yapılması alacaklıdan istenecektir (MK. md. 883). Alacaklı buna yanaşmadığı takdirde ipoteğin terkinini mahkemeden talep edebilir.


İpotek asıl borcun sona ermesi dışında, taşınmazın tamamen yok olması, tarafların anlaşması ile alacaklının tapudan terkinini talep etmesi suretiyle de sona erer.

1   ...   6   7   8   9   10   11   12   13   ...   81

Reklamlari:

Similar:

Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler ile Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmaz mallar Türkiye yüzölçümünün yaklaşık iconKARAR ÖZETİ: 4916 sayılı Kanunun 22. maddesi gereği kiralama işlemleri İl Özel İdarelerine verilen Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin Hüküm ve

Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler ile Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmaz mallar Türkiye yüzölçümünün yaklaşık iconDEVLETİN HÜKÜM VE TASARRUFU ALTINDAKİ TAŞINMAZIN KİRALANMASINA İLİŞKİN KİRA SÖZLEŞMESİNDE YER ALAN, SÖZLEŞME SÜRESİ SONA ERDİĞİ HALDE KİRACININ TAŞINMAZI TAHLİYE ETMEMESİ HALİNDE İDARECE TAHLİYE EDİLECEĞİNE İLİŞKİN KURALIN, ECRİMİSİL İSTENİLMESİNE ENGEL TEŞKİL ETMEYECEĞİ HK

Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler ile Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmaz mallar Türkiye yüzölçümünün yaklaşık iconİlimiz Merkez Kızılköy Köyü alt kısmında bulunan ve Yeşilırmak nehri kenarında Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yer ile tapusu Yılmaz GELEBÜR adına kayıtlı yerden izin ve ruhsat almadan

Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler ile Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmaz mallar Türkiye yüzölçümünün yaklaşık iconKARAR ÖZETİ: Devletin Hüküm ve Tasarrufu altında bulunan Karpuzlu İlçesi Yaylakavak Baraj Gölünde projeye dayalı olarak ağ kafeslerde alabalık yetiştiriciliği

Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler ile Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmaz mallar Türkiye yüzölçümünün yaklaşık iconKARAR ÖZETİ: Karacasu İlçesine bağlı Damdere köyü sınırları içersinde Devletin Hüküm ve Tasarrufu altında bulunan 333,750 lik alanın D. S.İ. 21. Bölge Müd

Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler ile Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmaz mallar Türkiye yüzölçümünün yaklaşık iconKARAR ÖZETİ: Nazilli İlçesine bağlı Sailer köyü sınırları içerisinde Devletin Hüküm ve Tasarrufu altında bulunan M20-b2 Pafta da kayıtlı 37. 925 lik alana Nazilli Belediye Başkanlığı adına 3 yıl süre ile I(a) Grubu Hammadde Üretim İzin Belgesi verilmesine karar verildi

Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler ile Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmaz mallar Türkiye yüzölçümünün yaklaşık icon1 Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmazların satılması görev ve yetkisi, 10/12/2003 tarihli, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 46 ncı

Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler ile Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmaz mallar Türkiye yüzölçümünün yaklaşık iconKARAR ÖZETİ: İncirliova İlçesine bağlı Karabağ Köyü Yalkıderesi sınırları içerisinde yer alan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan 511,50. lik alana Karabağ Köyü Muhtarlığı adına I(a) Grubu Hammadde Üretim İzin Belgesi verilip verilmeyeceği ile ilgili talebin incelenmesine karar verildi

Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler ile Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmaz mallar Türkiye yüzölçümünün yaklaşık iconKARAR ÖZETİ: İncirliova İlçesi Karabağlar köyü Yalkıdere sınırları içerisinde yer alan Devletin Hüküm ve Tasarrufu altında bulunan 511,50 lik alana Karabağ Köyü Muhtarlığı adına I (a) Grubu Hammadde Üretim İzin Belgesi verilip verilmeyeceği hakkındaki talebin incelenmesine karar verildi

Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler ile Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmaz mallar Türkiye yüzölçümünün yaklaşık iconKARAR ÖZETİ: Çine İlçesine bağlı Karaman ve Kargı köyleri sınırları içerisinde yer alan Devletin Hüküm ve Tasarrufu altında bulunan 58. 323,37 lik alanda Çine Belediyesi adına 09/2005-041 nolu I(a) Grubu Hammadde Üretim İzin Belgesi süresinin uzatılmamasına karar verildi

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Documents


The database is protected by copyright ©trgdoc.com 2000-2013

mesaj göndermek
Documents